Size daha önce fazla hassas olduğunuz söylendi mi? Kendi kendinize çekingen ya da içe kapanık olduğunuz hissine kapılır mısınız? Zaman zaman kalabalıktan yorulur ve yalnız kalmak, kendinize zaman ayırmak ister misiniz? Kişiliğinizle ilgili bilmediğiniz şey bütün bunlara neden olan Aşırı Hassas Kişilik yapınız.

 

Söz konusu hassaslık özetle bir sinir sistemi özelliğidir. Beyniniz “bu şekilde” çalışır ve büyük olasılıkla bu özelliğiniz size atalarınızdan mirastır. 

Doğumunuzla birlikte başlar ve sonradan yok olmaz. Ancak toplumsal olarak “hassaslık” ve “zayıf” oluş genellikle birlikte anılır. “Utangaçlık” ya da “İçe kapanık” oluşla da karıştırılır. Üstelik bu tabirler toplumsal değerler açısından negatif eleştiri sınıfındadırlar. Ancak durum bu kadar basit değildir. Gerçek hassaslık, sorun yaratmadığı durumlarda bireyi güçlendirici bir özelliktir. Hassas kişinin sinir sistemi doğuştan farklı çalışmakta, başkalarına göre daha fazla bilgiyi, daha kısa zamanda ve daha detaylı işleyebilmektedir. Bu yoğunlukta bilgi, hassas kişinin zihinin her algı ve konuya büyüteç tuttuğu anlamına gelir. Hassas kişilerin de farklı farklı olabileceklerini görüyoruz. Kimisi beden acısını daha çok algılarken, bir başkasında aşk daha yoğun yaşanır. Bir diğeri dar ses aralıklarını, yakın notaları farkederken, bir başkası olaylarda gözden kaçan detayları da hesaba katarak yaşar. Bu özellik fayda sağlayabileceği gibi diğer bireylerle ilişkilerde uyumsuzluklara yol açabilir.

 

Hassas çocuk da, oyun alanına girmeden, diğer çocuklara karışmadan önce onları izler. Sıkılmadan ve hareketsiz bir şekilde çevresinde olup bitenleri, hareketleri, renkleri, sesleri kaydeder. Ancak bunun doygunluğuna vardıktan, bütün zihinsel sorular yanıt bulduktan sonra sıra oyuna gelir. Üstelik çocuk bunu kasten değil, kendiliğinden yapar. Kafasının içinde olup bitenlerden habersiz dışarıdan bakanlar, bu “hazırlık” süresince çocuğun sadece “utangaç” ya da “içe kapanık” olduğunu söyleyeceklerdir. Kimi zaman ana babalar dahi çocuklarının bu durumundan habersizdirler.

 

En çok da, modern toplumda, hızlı düşünce yapılarıyla uyumsuzluk ve entelektüel yalnızlık hisseden HSP’ler, sahip oldukları özelliğin “normal” olduğunu bilmeliler. Kısa zamanda çok sayıda detayla ilgili bilgi işleyen HSP zihni zaman zaman doygunluğa ulaşıyor ve kişi yalnız kalma ihtiyacı hissediyor. HSP’lerden bir şeyler isteyenler, onları nasıl sorumlu hissettirdiklerini, tekrarlarla ne derece yorduklarını farketmeyebiliyorlar.

 

Başkalarına göre ince nüansların daha çok farkındasınızdır. Bunun nedeni beyninizin bilgileri daha derinlemesine alıp işlemesidir. Örneğin, gözlük takan biri olsanız dahi, başkalarından daha çok şey farkedersiniz. Sık sık kafa yorgunluğu çekersiniz. Herşeyi farkederseniz, ortam çok yoğun, karmaşık, uzun süre yeniliklerle sahne oluyor ise, doğal olarak aşırı uyarılırsınız. Bu özellik yeni bir keşif değildir ancak yanlış anlaşılmıştır. Çünkü HSPler yeni durumlara girmeden önce bakmayı tercih ederler, bu nedenle de utangaç damgası yerler. Oysa utangaçlık doğuştan gelmeyip öğrenilen bir özelliktir. Gerçekte, bu olgu içedönüklük olarak etiketlense de, HSPlerin %30’u dışadönüktür. Hatta bastırılmışlık, korkaklık ya da nevrotiklik olarak dahi tanımlanılmaya çalışılır. Bazı HSPler böyle davransalar da, bunlar doğuştan gelen hassasiyete bağlı değildir.

 

Aşırı Hassas kişilerin sahip olabileceği yada katkıda bulunabileceği 5 güç:

 

1.Bir Konu İçin Gerçek Bir Tutku Taşırlar 

Son derece duyarlı insanlar bir konuya taklit/yapmacık ilgi ve tutku göstermekte zorluk yaşama eğiliminde olurlar. Çevrelerindeki insanlar başkalarına sadece görünüş için ilgi gösterdiklerinde ya da iyi geçindiklerinde, aşırı duyarlı kişiler zor anlar yaşayabilir. Örneğin, ilgilenmedikleri bir konu hakkında tutkulu konuşma yapamayabilir, bunun yerine düz ve monoton bir ses tonuyla konuşabilirler.

Ancak bunun yanında, son derece duyarlı kişiler gerçekten tutkulu oldukları bir konu hakkında konuşurlarken neredeyse coşacak duruma gelirler. Gerçekten tutkulu oldukları konularda içten, güçlü, samimi ve yapmacıksız konuşmalar yapıp, iyi performans sergilerler.

2.Derin ve Anlamlı Konuşmalar Yaparlar

Havadan sudan konuşmalar son derece duyarlı kişilerde “Bu çok anlamsız ve boş geliyor.” hissi uyandırabilir. Yukarıda da bahsedildiği gibi, bu konuşmaları görmezden gelmede zor anlar yaşarlar. Örneğin, hafta sonu için plan yapmada veya hangi filme gidilmesi konusunda karar verme gibi konularda konuşurken sıkılırlar. Kendilerini derin ve anlamlı konuşmalarda daha rahat hissederler. Önemli bir konu hakkında konuşmak ve danışmak istediğinizde “gidilecek kişiler” olmakta mükemmeldirler.

3. Çözülmesi Gereken Problemleri ve Konuşmaları Belirtirler

Son derece duyarlı kişiler genellikle ortada olan bir sorun hakkında düşünürler. “Gözden uzak olan gönülden de uzak olur” şeklinde düşünen insanlar değillerdir. Problem çözülene kadar, üzerinde çalışılması gereken konularda çalışmaya, düşünmeye ve fikir üretmeye devam ederler.

4. Umursarlar 

Son derece duyarlı kişiler, gerçekten ve samimi olarak umursamada çok başarılı olmaya eğilimlidirler. Sevdikleri ve tanıdıkları kişiler yaşadıkları problemler hakkında konuşurken, aşırı duyarlı kişiler bu kişilere ve onların sorunlarına odaklanırlar; kendi hayatlarını, sorunlarını o an bir kenara bırakırlar.

 5. İyi Bir Görüşmeci Olurlar 

Son derece duyarlı kişiler genelde iyi bir görüşmeci olurlar. Çünkü bir şeyleri anlamakta ve anlamlandırmakta güçlü bir dürtüye sahiptirler.

Kaynak:

http://www.hsperson.com/

http://www.psychologytoday.com/

Geef een reactie

Het e-mailadres wordt niet gepubliceerd. Vereiste velden zijn gemarkeerd met *